Bu makale, Yuval Noah Harari'nin fikirleri ışığında yapay zeka ve bilgi kavramlarını inceliyor. Bilginin doğası, teknolojinin toplum üzerindeki etkisi ve yapay zekanın gelecekteki potansiyel etkilerini ele alınıyor.

Daha önce kitaplarını okuduğum Yuval Noah Harari'nin yeni kitabı hakkında verdiği seminerlerden bazı videolar izledim. Konu daha çok bilgi ve yapay zeka üzerineydi. Harari'nin temel argümanı şu: Bilgi, yani "information", çoğu insanın zannettiğinin aksine, her zaman gerçek olmak zorunda değildir. Hatta dünyada gerçek bilgiden çok daha fazla uydurma bilgi vardır. Bunun en belirgin örnekleri dinler ve dini kitaplardır.

Mesela, dünyanın en çok bilinen ve kopyalanan imajı, hepimizin tanıdık olduğu sarı saçlı, beyaz tenli bir İsa tasviridir. Bu resim, İkinci Dünya Savaşı'na gönderilen Amerikan askerlerini motive etmek için bir sanatçıya yaptırılmıştı. O resimdeki İskandinav görünümlü İsa'nın gerçek İsa ile ilgisi olmadığını hepimiz bilmemize rağmen, o resim hemen hepimizin zihninde “İsa” denilince beliren imgenin ta kendisi. Muhtemelen İsa, Kuzey Afrikalı, esmer tenli biriydi ve kesinlikle sarı saçlı bir İskandinava hiç benzemiyordu.

Bilginin Doğası ve Çeşitleri

Harari'nin burada anlatmaya çalıştığı şey, üç farklı bilgi türü olduğudur. Yuval Noah Harari'ye göre bilgi, üç ana kategoriye ayrılır: objektif bilgi, sübjektif bilgi ve intersubjektif bilgi.

1. Objektif Bilgi (Gerçek/Reality)

Bu, gerçekliği inkâr edilemeyen, doğrudan gözlemlenebilir bilgi türüdür. Örneğin, Bir deprem erken uyarı sistemi, sismik dalgaları tespit ederek objektif bilgi sunar ve bu bilgi hayat kurtarabilir. Bu tür bilgi, hayvanlarda bile mevcuttur. Bir maymun uzaktan yaklaşan bir çitayı gördüğünde diğerlerine bağırarak haber verir. Bu, objektif bir bilgidir ve inkâr edilemez.

2. Sübjektif Bilgi (Gerçek/Reality)

Bu, yalnızca bireyin kendi deneyimlerinden kaynaklanan bilgi türüdür. Örneğin, "Başım ağrıyor" dediğinizde, bu bilgiye yalnızca siz sahipsinizdir. "Başım ağrıyor" dediğimde, siz benim başımın ağrıyıp ağrımadığını bilemezsiniz ama bu omzumun ağrımadığı anlamına gelmez. Sübjektif bilgi sadece kişinin kendisine aittir ve başkalarının doğrudan erişemeyeceği bir bilgidir.

3. Intersubjektif (öznelerarası) Bilgi (Gerçek/Reality)

Bu bilgi türü, objektif gerçekliğinden bağımsız olarak bir kişi tarafından ortaya atılan ve daha geniş bir kitle tarafından kabul gören bilgi çeşididir. Oldukça kırılgan bir bilgi türüdür çünkü ona inanan kitlesi olmaksızın varlığından söz edilemez. Son yıllarda giderek yaygınlaşan komplo teorileri bu sınıfa girer. Bu, tarihin başlangıcından beri var olan, ancak günümüzde özellikle sosyal medyada sıkça gördüğümüz bir bilgi türüdür. Birinin söylediği ve diğerlerinin inandığı, gerçekliği objektif olarak sorgulanamayacak olan bilgidir. Örneğin, Trump "Göçmenler kedilerinizi ve köpeklerinizi yiyor" dediğinde, buna inanan kişi aslında bu üçüncü tür bilgiye inanmış olur. Bu tür bilgi günümüz toplumunda öylesine güç kazanmıştır ki; Cambridge Analytica skandalında gördüğümüz gibi, kamuoyu manipülasyonu yoluyla milyonlarca seçmenin davranışı etkilenmiştir.

Yapay Zeka ve Bilgi Manipülasyonu

Günümüzde bu tür bilginin daha önceki dönemlere göre daha tehlikeli olmasının nedeni, artık çok yaygın bir şekilde üretilebilmesi, fabrike edilebilmesi ve yapay zekanın bu konuda oldukça başarılı olmasıdır. İnsanlık olarak uzun zamandır, dünya dışı ya da dünya içi varlıkların medeniyetimizin sonunu getireceği fantezisine sahibiz. Özellikle Hollywood, "Matrix" veya "Terminatör" gibi filmlerle bunu bize defalarca gösterdi. Ancak bu filmlerde isabetsiz bir öngörüyle ele alınan nokta, bu varlığın, insan neslinin sonunu getirmek için fiziksel bir bedene sahip olması ve sahaya inmesi gerektiğiydi.

Halbuki yapay zekanın bugün geldiği noktayı ve ileride gidebileceği yeri düşündüğümüzde, bunun hiç de gerekli olmadığını görüyoruz. Çünkü yapay zeka, fiziksel bir varlığa ihtiyaç duymadan, hatta dünyadaki milyarlarca fiziksel varlığı -başta insanları- kendisine kolaylıkla araç olarak kullanacak şekilde manipüle ederek, istediği her şeyi yapabilecek kapasitededir. Bunu nereden biliyoruz? Yine dönüp bakıyoruz: Amerikan seçimlerini, göçmenlerin ABD vatandaşlarının kedilerini ve köpeklerini yediğini iddia eden bir adam kazandı. Hem de ilk kez değil, ikinci kez. Yapay zekanın bilgi üretimi ve dağıtımı üzerindeki gücü, hem yerel hem de global çapta büyük etkiler yaratmaktadır.

Artık biliyoruz ki yapay zeka, bir iddiayı aynı anda binlerce bot aracılığıyla sosyal medyada savunup/paylaşıp, ardından buna karşı verilen yanıtları analiz edip, o karşı yanıtlara verilebilecek “en iyi cevapları” en kısa sürede üretecek seviyeye gelmiş durumda.

Bu farkındalık bizi çılgınca tedirgin ediyor ve sürekli olarak tarihin bu noktasında başına böyle bir teknolojik felaket gelmiş biricik bir nesil olduğumuzu düşünüyoruz. Oysa teknoloji bugün icat edilmedi ve sadece bugünün dünyasını değiştirmiyor. Teknoloji, adı konmadığı günlerden beri dünyayı değiştirmeye devam ediyor. Nasıl mı? Mesela bundan 3 bin yıl önce ilk din ortaya çıktığında, bu dinin bilgisi sadece sözlü olarak aktarılabiliyorken, bir grup insan bu sözlü bilgi tekeline sahip oldukları için iktidarı ele geçirmişti ve her şeyi kendi istekleri doğrultusunda şekillendirebiliyorlardı. Ne zaman ki sözlü bilgi yazıya dökülmeye başladı ve bu yazı matbaa sayesinde sayısız kez çoğaltılabilir hale geldi, işte o zaman gücün merkezi dağıldı.

Teknoloji ve Editörlük İhtiyacı

Kitap örneğinden devam edersek, teknolojinin her zaman bir editöre ya da bir küratöre ihtiyaç duyduğunu görürüz. Yani aslında bir hikaye anlatıcısına ya da hikaye seçicisine ihtiyaç vardır. Matbaanın icadından sonra ortaya yüzlerce farklı İncil çıktı. Bir noktada, Kuzey Afrika'da "seçkin" din adamlarının bir araya gelmesiyle, yüzlerce İncil yorumundan sadece yirmi yedi tanesinin kendileri için uygun ve dinin gereği olduğunu tespit etmeleri sonucunda, ayrı ayrı yazılmış yirmi yedi İncil'i seçtiler.

Kötü örneklere rağmen bilginin/bilimin/gerçeğin editörlere olan ihtiyacı tarih boyunca hep olagelmiştir. Bugün bile bilimsel ilerlemenin ürünü olan ilaçları, onları denetleyen kurulların incelemesinden geçirmeden piyasaya sürmek mümkün değil. Fakat günümüzün yapay zeka dünyasında böyle bir denetim mekanizması halen yok. Herhangi bir denetimden geçmeden, amacı ve kullanım şekli belli olmadan tüm yapay zeka uygulamaları son kullanıcı ile buluşturuluyor ve bu muazzam bir tehlike anlamına geliyor.

Yapay Zeka ve Duygular

Bu tehlikeye karşı içimizi rahatlatacak iddia makinelerin hâlâ bir şey hissetmiyorlar, dolayısıyla karşılarındakinin de duygularına hitap edemiyor oldukları. Ancak bu sadece bir varsayım ve büyük olasılıkla yanlış. Çünkü bunun taklit edilmesi, yani tırnak içinde "öğrenilmesi" hiç de zor değil. Bu düşünce akışı aklıma "yavru köpek bakışı" örneğini getirdi. Köpekler o meşhur bakışı, insanların içini eriten o bakışı öğreniyorlar. İşe yaradığını bildikleri için öğreniyorlar ve onu takınıyorlar.

Buradan hareket edersek, kendi kendimize "hissediyoruz" dediğimiz şeylerin belki de bundan bir farkı yok. Belki biz de sadece taklit ediyoruz. Biz de sadece olası binlerce şeyin içinden işe yaradığını düşündüklerimizi kendi üstümüze giyiyoruz ve bunu bir makinenin yapamayacağını varsaymak şu anda sadece insani bir ihtiras. Yapay zeka duyguları, dahası karşısındakinin duygularını manipüle etmeyi gayet iyi öğrenebilir.

Foucault ve Datapolitika

Yukarıda bahsetilen yapay zeka denetim kurulları ve düzenlemeleri hakkındaki fikirler, aslında daha derin bir tartışmayı gerektirir. Foucault'nun bakış açısıyla, yapay zeka düzenlemeleri sadece teknolojiyi kontrol etmeyi değil, aynı zamanda toplumu şekillendirmeyi de amaçlayan bir iktidar mekanizması olarak görülebilir.

  • İktidar ve Teknolojinin Disipline Edilmesi: Yapay zeka düzenlemeleri, Foucault'nun "disipliner iktidar" kavramıyla açıklanabilir.
  • Bilgi ve İktidar İlişkisi: Yapay zeka alanında düzenleyici kurumların oluşturulması, bu kurumların AI üzerine bilgi üretme ve bu bilgiyi kontrol etme gücünü elinde bulundurması anlamına gelir.
  • Datapolitika: Foucault'nun biyopolitika kavramı, günümüzde "datapolitika" olarak uyarlanabilir. Yapay zeka sistemleri büyük miktarda veri üretir ve bu veri, bireylerin davranışlarını anlamak ve yönlendirmek için kullanılır.

Yapay zeka tartışmalarının bu erken aşamasında, düzenlemeler konusunda tek bir doğru yaklaşım olmadığını, farklı perspektiflerin dikkate alınması gerektiğini söyleyebiliriz. Teknolojinin kontrolü ve düzenlenmesi, toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren bir konudur ve bu nedenle daha demokratik ve katılımcı yaklaşımların geliştirilmesi gerekmektedir.